Gecenin sersem bir saatiydi...Yatağım,yastığım ve yorganımın koruyuculuğuna bürünmüş yatarken,öfkeden mi üzüntüden mi pek te belli olmayan bir şekilde ağlayıverdim.
Gözyaşlarım süzülüp kulağımın içine akınca da ürperdim.İşte tam o anda çıtır çıtır bir simit kokusu geldi burnuma...
Yani gece gece olacak iş değil...Derken saklayacak yer bulamadığım için yırtıp atmak zorunda kaldığım günlüklerim zihnimi kurcalamaya başladı.Ah o koca pişmanlık.Yazmak istedim yeniden.
Buraya geldim...Hem özgürce yazıp,hem de özgürce saklanabilirim diye....
İçimi dökmek için buradayım....Okumak size kalmış,birşeyler söylemek te sizin bileceğiniz birşey...Ben kendim için burdayım.
Gece,simit kokusu ve günlüğüm....İşte bugünün etiketleri....Ya da gecenin :))
Gözyaşlarım süzülüp kulağımın içine akınca da ürperdim.İşte tam o anda çıtır çıtır bir simit kokusu geldi burnuma...
Yani gece gece olacak iş değil...Derken saklayacak yer bulamadığım için yırtıp atmak zorunda kaldığım günlüklerim zihnimi kurcalamaya başladı.Ah o koca pişmanlık.Yazmak istedim yeniden.
Buraya geldim...Hem özgürce yazıp,hem de özgürce saklanabilirim diye....
İçimi dökmek için buradayım....Okumak size kalmış,birşeyler söylemek te sizin bileceğiniz birşey...Ben kendim için burdayım.
Gece,simit kokusu ve günlüğüm....İşte bugünün etiketleri....Ya da gecenin :))

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder